Hayvan Sevgisini Aşılayacak 10 Kitap

Hayvan Sevgisini Aşılayacak 10 Kitap


Kitaplar..Bize her şeyi öğretenler, iyi olanı, doğru olanı gösterenler, her daim dostumuz olanlar.. Çok değerliler bizim için bize güzel olan her şeyi aşılıyorlar buna hayvan sevgisi de dahil. Bu kitapları merak ettiğinizi biliyoruz. O halde birlikte bakmaya ne dersiniz ?:)


1. Hachiko – Leslea Newman



 

Bundan 100 yıl kadar önce, bir köpekle bir profesör arasında, sonraları tüm dünyayı derinden etkileyecek bir dostluk başladı. Fakat bu dostlar, profesörün ölümüyle kısa süre sonra ayrılmak zorunda kaldı. Peki bir köpeğe ölümün ne olduğunu anlatabilir misiniz? Elbette hayır. İşte Hachiko da bu yüzden, en yakın dostunu yaklaşık 10 yıl boyunca bekledi. Hem de her gün, aynı saatte ve aynı yerde.
Köpekler, yüzyıllardan beri insanların en sadık dostlarıdır. Ancak bazı dostluklar, filmlere ve kitaplara konu olacak kadar büyük izler bırakmıştır hafızalarda. Sahibini yıllarca, sabırla beklediği tren istasyonuna heykeli dikilen Hachiko’nun hikâyesi, genç yaşlı demeden tüm kalpleri ısıtacak türden. Hachiko bize hiçbir zaman vazgeçmemeyi öğretti. Bize sadakati ve bağlılığı öğretti. Umudu ve inancı öğretti. Sabrı ve sorumluluğu öğretti. Ama hepsinden öte, Hachiko bize arkadaşlığın gerçek anlamını ve Sevdiklerimizi asla unutmamayı öğretti. Teşekkürler, Hachiko.


2. Bremen Mızıkacıları – Grimm Kardeşler



 

Arkadaşlar! Bir Olalım...

19. yüzyıldan bugüne masallarıyla çocukları derinden etkileyen Grimm Kardeşler'den bir başka efsanevi masal: Bremen Mızıkacıları...
Yapı Kredi Yayınları daha önce Grimm Kardeşler'in Kurt ile Yedi Keçi Yavrusu ve Rapunzel adlı masallarını resimli yeni baskılarıyla yayımlamıştı. Şimdi sırada bir başka efsanevi masal var: Bremen Mızıkacıları... Kâmuran Şipal'in çevirisi, Seçil Çokan'ın resimleriyle...
Sahipleri tarafından kötü davranılan hayvanlar, canlarını kurtarmak için yollara düşerse ve yolları birbiriyle kesişirse ne olur? Grimm Kardeşler'in unutulmaz masalı "Bremen Mızıkacıları" ezilen, dövülen, aşağılanan bir eşeğin, köpeğin, kedinin ve horozun güçlerini birleştirdiklerinde hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor.


3. Moby Dick – Herman Melville



 

Pequod" adlı bir balina gemisinin son yolculuğunu, balinaların nasıl avlandıklarını, geminin sonunda nasıl battığını anlatan Moby Dick, ilk bakışta denizlerde geçen bir serüven romanı sanılabilir. Ne var ki insan Moby Dick'i okudukça, okuduklarını düşündükçe, kitabın derinliğini, gerçek anlamını sezmeye başlar. Bu derinliği, bu gerçek anlamı sezmeyenler ise, balina avıyla ilgili, heyecanlı bir öykü olarak, gene de Moby Dick'in pekâlâ keyfini çıkarabilir.


4. Masallar Bütün Ezop Masalları – Aisopos



 

Eski Yunan masalcı Aisopos (Ezop) tarafından kaleme alınmış tüm fabl türünde yazılmış hikayelerinde kahramanlar hayvanlardan oluşur. Bu nedenle hayvan sevgisini aşılayacak kalbinize sıcak hisler uyandıracak olan Ezop masalları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nde yer almaktadır. Her yetişkinin ve her çocuğun kütüphanesinde mutlaka yer almalıdır.


5. Sevginin Katıksızı – Jack London



 

Jack London'un ilk dönem roman ve öyküleri, sert doğa koşullarında ya da acımasız bir toplumsal çevrede özveriye ve güçlü bir yaşama iradesine sahip kahramanların serüven dolu romantik yaşamlarını konu alır. Kendi altın arayıcılık günlerinden esinlenerek Alaska'nın doğasını, Kızılderililerin beyaz işgalcilere karşı direnişini ve yenilgilerini, dönemin yarı yasadışı koşullarında yaşama savaşı veren insanların ve hayvanların öykülerini dile getirir. Deniz ve deniz tutkusu da bu dönem yapıtlarının ana temalarındandır. Sevginin Katıksızı da doğa ve deniz tutkusunun acımasız koşulları içinde yaşanan iki canlının, bir köpekle bir denizcinin birbirine karşı gittikçe artan adeta bir tutku haline gelen sevgilerinin doğal gelişmesini soluk kesen bir üslupla anlatmaktadır. Jack London A.B.D. edebiyatında Mark Twain ve Walt Whitman'ın ilerici demokrat geleneklerini sürdürmüştür. Dünya görüşünü her şeyden önce gençlik yıllarında yaşadığı, gördüğü olaylar çevresinde oluşturmuş, düşünsel olarak toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Dolaysız, yapmacıksız bir üslupla yazdığı kitaplarıyla A.B.D. edebiyatının 20.yüzyılın ilk yarısındaki toplumcu eğilimini etkilemiş, Dos Passos, Upton Sinclair, Sinclair Lewis, Hemingway ve John Steinbeck gibi yazarlara öncülük etmiştir.


6. Hayvan Özgürleşmesi – Peter Singer



 

XIX. yüzyıldan bu yana tekrarlanan çok sayıda deneyde sayısız hayvanın ısıya tabi tutulduğunu ve bu deneyler sonucunda hayvanların sıcaktan fenalaşıp öldüğü dışında bir bilgiye ulaşılamadığını biliyor muydunuz? Dünyada her yıl milyonlarca hayvan, hiçbir somut fayda beklentisi olmadan, buna benzer deneylerde ısıtılıyor, donduruluyor, zehirleniyor aç bırakılıyor, parçalanıyor, depresyona sokuluyor, ruh hastası yapılıyor. Her yıl yaklaşık 50 milyar hayvan, eti için öldürülüyor. Bunların büyük bir kısmı "sınai hayvancılık" teknikleriyle yetiştiriliyor, hayatlarının her saniyesinde acı çekip bazen hiç güneş ışığı görmeden ya da toprağa ayak basmadan öldürülüyorlar. Dünyanın her yerinde milyonlarca vejetaryen bunun bir zorunluluk olduğu iddiasını giderek daha az ikna edici hale getiriyor. "Spor" amaçlı avcılıkta, kürk sanayinde, eğlence sektöründe ise hayvanlara acı çektirmek için herhangi bir gerekçe göstermeye bile gerek duyulmuyor. Sürekli ahlâk, adalet ve eşitlik gibi kavramlardan söz ediyor, ama sıra hayvanlara gelince birdenbire apayrı bir ahlâk anlayışına geçiyoruz. Bu anlayışın özeti şu: Güçlü olan haklıdır ve kendisini savunacak gücü olmayan bir varlığa canımızın istediği gibi davranabiliriz.
 


7. Kedi Gibi Düşünmek ve Davranmak – Staphane Garnier



 

“Kediler bizi ezelden beri büyüler. Onları gözlemler ve anlamaya çalışırsak o güçlerinde, tavırlarında, özelliklerinde, alışkanlıklarında, küçük deliliklerinde yani huzur içinde yaşamaya ve mutlu olmaya dair yeteneklerinde büyülü bir şeyler olduğunu görürüz.
 
‘Bugünkü aklımla yirmili yaşlarıma dönmek isterdim…’ Kim bilir kaçımız, gün gelip bunu kendine demiştir. Bizler ancak zamanla ve azıcık bilgelik kazanırken okulları, kitapları, düşünürleri olmayan kediler, hiçbir çerçeveye hapsolmadan, hiçbir referansa bağlanmadan hatta çok da uzun yaşamadıkları, çok fazla tecrübe edinmedikleri hâlde bir nevi doğuştan gelen bilgeliğe sahiptir. Bizlerin pek çok sorgulama, girişim, değişim, tefekkür ve iç gözlem pahasına ancak birkaç kırıntısını tırtıklayabildiğimiz bir bilgelik bu. Ancak altmış yaşından sonra, günün birinde onun gibi, dudaklarımızda bir gülümseme ve iç huzuruyla kurulup ufku izlemek mevkiine erişebilmek için aşılması gereken yol, hayli engebeli olduğu kadar da zahmetli. O ise bunu yapmayı neredeyse doğuştan bilir.
 
Bizler onların vesilesiyle, onların performansına kısmen de olsa yaklaşarak farklı bir bakış açısı kazanabilir, dünyayı farklı bir pencereden görebilir ve aynı zamanda kendimize dair farklı ve daha gelişkin bir anlayışa erişebiliriz.


8. Güneşi Uyandıralım – Jose Mauro de Vasconcelos



 

Şeker Portakalı’nın sevimli küçük kahramanı Zezé, yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Bununla birlikte büyümek, ona yeni hüzünler getirmiş. Dahası, küçüklüğündeki şeker portakalı fidanı da yok artık. Zezé'yi zengin ve kuralcı bir aile evlat edinmiştir. Bu sayede kardeşlerine göre çok daha iyi maddi olanaklara kavuşmuş, ancak sevdiklerinden uzak kalmıştır. Sevgisizlikle başa çıkabilmesini sağlayan birkaç arkadaşı vardır: Evdeki aşçıları Dadada, okuldaki öğretmenlerinden Fayolle, yüreğine sokulup yerleşen, her ihtiyacı olduğunda ona cesaret veren bir kurbağa ve bir filmde görüp gerçek babasının yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcı Maurice Chevalier. Çok parlak bir öğrencidir Zezé. Şimdi ergenlik dönemindedir; sinirlidir, huysuzdur. Üstelik sırılsıklam âşıktır.
Şeker Portakalı’nın devamı olan Güneşi Uyandıralım Zezé’nin serüvenlerinin sonu değil. Delikanlı olarak Delifişek’te bir kez daha karşımıza çıkacak.


9. Momo – Michael Ende



 
Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.
Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır.
Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. Onları durduracak tek kişiyse Momo’dur.
Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ve gizemli Hora Usta’nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına durur. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir?
Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır.
“Michael Ende’nin romanları uzun yıllardır ‘kült kitaplar’ arasında.”
-Stuttgarter Zeitung -
“Momo, hem çocuklar hem de yetişkinler için bir masal niteliğinde.”
-Die Welt -
“Michael Ende’nin hayal gücü ve fantazyalarla dolu bu masal-romanı dünya çapında bir başarıya ulaştı ve klasikleşti.”
-Buch aktuell-


10. Beyaz Diş – Jack London



 

Jack London'ın Issız Diyarı, yabanı, buz kalpli Kuzey Toprakları'ndaki hayatı konu edindiği ikinci romanı Beyaz Diş'tir. Vahşetin Çağrısı'na kendini bırakmış bir annenin yavrusu Beyaz Diş'in diyarıdır anlatılan. Onun hayranlık uyandırıcı zekâsı ve içgüdüleriyle kendini var edişinin ve "insan tanrılar"ın yaşamına geri dönüşünün enfes hikâyesi…

Jack London ya da doğduğunda kendisine verilen isimle John Griffith,
12 Ocak 1876'da San Francisco'da doğdu. İlk teknesi Razzle Dazzle'la San Francisco Körfezi'nde maceralı bir hayata atıldı. Kaçak istiridye avladı, fok avlayan bir Japon gemisinde tayfalık yaptı, ABD'yi bir başına dolaştı. Yaşam tarzını değiştirmeye karar verip Oakland'a döndü, liseye başladı; sınavlarını dışarıdan vererek üniversiteye girdi. 1897'de altın aramak isteyen binlerce kişi gibi Jack London da Kanada'ya gitti ve bu yolculuk yazarlığının keşfi oldu.
Bir yıl kaldığı Klondike hakkında, 1903'te yayımlanan Vahşetin Çağrıs ıile 1906'da çıkan Beyaz Diş dahil çok sayıda öyküyü kaleme aldı.
22 Kasım 1916'da, geride bıraktığı 15 eseriyle, hayata gözlerini yumdu.




 
 





Paylaş