Kaz Tüyü: Sıcacık Uykunuzun Kanlı Öyküsü…

Kaz Tüyü: Sıcacık Uykunuzun Kanlı Öyküsü…

“Tüketim çılgınlığı” ya da “kontrolsüz tüketim” kavramları ile ifade ettiğimiz günümüz insanının tüketme arzusu ne yazık ki metalarla sınırlı değil. Her ne kadar konuyla ilgili mevcut tartışmalar sıklıkla tüketim alışkanlıklarına, bu alışkanlıkların sosyo-ekonomik belirleyenlerine, ekonomik kriz işaretlerine odaklansa da, artan tüketim sorununun gözden kaçırılan hayati bir boyutu var: Meta tüketimi, insanın doğayı ve canlılığı geri dönüşü olmayan şekillerde kullanarak üretmesiyle mümkün.

Sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin tartışmalar, insanın zararları hafifletme yolundaki arayışları ile şekilleniyor. Ancak tüketimin, üretim süreçleriyle ilişkisinin göz ardı ediliyor olması, tüketim çılgınlığının bedellerinin, doğa ve yaşamı etkileyen maliyetlerinin de görünmez kılınmasına neden oluyor. Üretim sürecinde emeğin kendine yabancılaşması, emeğin işlediği doğaya ve canlılığa da yabancılaşmasıyla, bu yabancılaşmanın tüketim süreçlerine de sirayet etmesiyle devam ediyor.

“Felaket söyleminin” insanın mevcut tüketim-üretim örüntülerine müdahale etme itkisini kesen ideolojik bir kurgu olduğunu unutmamakla birlikte, vurgulamamız gereken bir nokta var: İnsan bir tür olarak kendi geleceğini, yaşamın sürdürülebilirliğini tehlikeye atarken, doğayı da yok ederek iktisadi, sosyal ve etkisi küresel ölçekte hissedilen ekolojik felaketlere doğru tam gaz ilerliyor.

Bu felaketin üretildiği belirli alanlar, üretim ve tüketim süreçlerini kesen yabancılaşma ve sömürü sarmallarının, doğa ve canlılık tahribatının öne çıktığı belirli sektörler var. Kuş tüyü endüstrisi bunlardan biri ve belki de en acımasız olanı.

İlk sorular

kaz-tuyu-patiliyo-1

Bu tüylerin “kaynağı” nedir? Bu kuş tüyü ürün nasıl elde edildi? Bu tüyler, işlenmiş birer yan ürün mü; yoksa gerçekten elimdeki bu ürün için kuşlar öldürülüyor mu? Bu şüphe size yetmiyorsa, tüketici olarak şöyle bir soru belki sizi motive edebilir: Bu tüyleri “sağlayan” endüstriye bu ürünü satın alarak destek olmak istiyor muyum?

Eğer kuş tüyünden yapılmış herhangi bir ürün satın almayı aklımızdan geçiriyorsak, bu tüylerin nereden geldiğini ve nasıl işlemler sonucu elde edildiği bilmemiz gerekiyor. Çünkü kuş tüyü elde etme süreçlerin kendisi, küresel olarak etkin, doğa ve canlılığın devamını tehdit eden devasa bir piyasanın kalbinde duruyor.

Kuş tüyünün üretim sürecine, içerdiği hak ihlallerine ve bu küresel kanlı piyasanın nasıl oluştuğuna biraz daha yakından bakalım:

Kuş tüyü nedir?

kaz-tuyu-patiliyo-2
Kuş tüyü, su kuşlarının (kaz, ördek, kuğu) derilerini kaplayan, ince kılların bir gövde üzerinde birleşmesi ile oluşan, kuşların gerektiğinde havayı hapsetmelerini ve gerektiğinde de yalıtım yapmalarını sağlayan organik bir yapı. Bu tüyler aynı zamanda, su kuşlarının kendilerini sıcak tutmalarını sağlıyor.

İnsan türü, kuş tüyünün adı üzerinde kuşlar için olan bu özelliğini, “doğal,organik” tanımlamaları ile reklamını yaparak sıcak tutan tekstil ürünleri (mont, kaban) ya da yastık, yorgan gibi yatak tekstili ürünleri için kullanılıyor. Bu endüstri için en fazla sömürülen kuş türleri, ördekler ve kazlar. Bahsi geçen ürünlerin her biri için, yaşamı tehlikeye atılan kuş sayısı ise ortalama yaklaşık 75.

Peki, yatak ve giyim tekstilinde kullanılan kuş tüyleri nereden geliyor?

kaz-tuyu-patiliyo-3
İstatistiklere göre dünya genelinde tekstil ürünlerinde kullanılan kuş tüylerinin %80’i Çin’de üretiliyor. Tüylerin %90’ı ise ördeklerden elde ediliyor.

Bu kuşların asıl sömürülme sebepleri ise kuş tüyü değil. Temel olarak yumurtaları, etleri ve kaz ciğeri (foie gras) için sömürülen su kuşlarının tüyleri, gıda endüstrisi tarafından doğrudan, işlem görmeden tekstil endüstrisine satılıyor. Bu bağlı endüstriler arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için inekleri sömüren et ve deri endüstrilerinin ilişkisine benzetmek mümkün.

Tüylerin büyük kısmı Çin’den sağlanıyor olsa da Macaristan, Türkiye, Polonya, pek çok Avrupa Birliği üyesi ülke ve Amerika Birleşik Devletleri de bu sömürüye ortak olan başlıca ülkeler arasında yer alıyor.

Kuş tüyü nasıl elde ediliyor?

kaz-tuyu-patiliyo-4
Kuş tüyü, temel olarak üç farklı teknik kullanılarak elde ediliyor. Bunlardan ilki kuş öldürüldükten sonra tüylerinin yolunması (post mortem). İkincisi kuş canlıyken tüylerinin yolunması ve son teknik ise yine kuş canlıyken olgun tüylerin fırçalanarak (taranarak) alınması.

1. Post mortem, yani kuş öldürüldükten sonra tüylerin yolunması

kaz-tuyu-patiliyo-5
Bu yöntemde, kuşlar etleri ve kaz ciğeri (foie gras) için öldürüldükten sonra tüyleri yolunuyor. Kuşlar, boğazları kesildikten sonra kaynar suya atılıyor ve böylece tüylerini yolmak daha kolay hale geliyor. Tüyler bu teknikte çoğunlukla elle yolunuyor ancak makine yolumu da kullanılabiliyor. Bu tesislerde çalışan işçilerle yapılan görüşmelerde, kuşların bir kısmının kaynar suya atıldıklarında hala canlı oldukları ifade ediliyor.

2. Kuş canlıyken tüylerinin yolunması

kaz-tuyu-patiliyo-6
Yolum, su kuşlarının 10 haftalık olmalarından itibaren başlıyor. Kuşlar ortalama 4 yaşına gelene kadar periyodik aralıklarla yolunuyorlar . Tabii bulundukları koşullar altında 4 sene yaşamaları mümkün olursa. Tüylerin kuş canlıyken yolunması yönteminde, “alınması hedeflenen tüyler” yine elle yolunuyor.

Tercih edilen tüyler, genellikle kuşların derisine en yakın olan yumuşak tüyler oluyor. Bu da çoğunlukla göğüs bölgelerinin yolunması anlamına geliyor.

Diğer tüylerin gövdeleri sert olduğundan çok tercih edilmiyor. Yolum bittiğinde kuşların vücutlarında oluşan yırtıklar ve kopmalar işçiler tarafından, anestezi ve sterilizasyon uygulamaları yapılmadan dikiliyor. Daha sonra kuşlar bir sonraki yolum için bekletiliyor. Yolumlar, kuşlar etleri ve iç organları için öldürülene kadar ortalama 6-7 haftada bir tekrar ediliyor.

Üretim sürecinde çekilen videolarda, kuşların kaçmak için mücadele ettikleri ve bağırdıkları gözlemleniyor. Yolum sonrası işçiler tarafından dikilen yaraların travması ile hayli sarsıldığı gözlemlenen kuşlar, yaka paça kafeslere atılıyor.

3. Kuş canlıyken olgun tüylerin taranarak alınması

kaz-tuyu-patiliyo-7
Kuşlar canlıyken olgunlaşmış olan tüylerin fırçalanarak (taranarak) alınması yönteminde ise “düşmeye hazır olgun tüyler” tarak yardımı ile düşürülerek toplanıyor. Bu yöntem kulağa “daha iyi” gibi gelse de yüzlerce kuşun aynı anda, hızlıca fırçalanması esnasında birçok yeni tüy de “kazayla” yolunuyor.

Ayrıca kuşların yakalanma, taşınma ve barınma koşulları göz önüne alındığında tüylerin elde edilme şeklinin çok da bir önemi kalmıyor.

Bu yöntemlerin uygulanması esnasında, kuşların kemikleri kırılabiliyor, çıkabiliyor, iskelet yapıları deforme olabiliyor, bazı kuşlar da işçilerin kaçmasınlar diye boyunlarından tutması ve hatta üzerlerine oturmaları nedeniyle boğularak hayatını kaybediyor.

Ayrıca yapılan araştırmalarda, kuşların yolum süreçlerinde kalp atışlarının hızlandığı ve yoğun stres ve korkuya maruz kaldıkları da bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Tüm bunları, EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) de hazırladığı raporda kabul ediyor.

Milyonlarca kuşun hayatını kurtarmak elimizde

kaz-tuyu-patiliyo-8
Kuş tüyü endüstrisi ve piyasası bu denli yoğun yaşam hakkı ihlallerinin gerçekleştiği, hayvan bedeninin doğrudan ve düşük maliyetlerle sömürüldüğü, ekolojik denge ve kuş türlerinin devamlılığı aleyhine gelişmekte olan bir sektör.

Üretim maliyeti hesabına, doğaya ve kuş türlerine verilen zararların “maliyeti” eklenmediği için, kar marjı hayli yüksek bir endüstri. Üstelik lüks tüketime hizmet ediyor.

Böylesine kanlı üretim süreçleriyle gelişen ve küresel olarak organize olan bir endüstriyi, bireysel tüketim alışkanlıklarındaki değişikliklerle yok etmek mümkün olmayabilir. Ancak tüketimin, dolayısıyla talebin azaldığı yerlerde üretimin de ciddi biçimde azalacağı, yani milyonlarca kuşun hayatının kurtarabileceğimiz de açık.

Kuş tüyü endüstrisini tanıdıktan sonra indirime giren o kaz tüyü yorganı üzerimize örtebilecek miyiz ya da o “pofuduk” montu giyebilecek miyiz? Üretim süreçlerine, ve hayvan sömürüsüne yabancılaşmadığımız, lüks ve aşırı tüketim için doğaya verdiğimiz zararların farkında olduğumuz sürece tercih bizim.





Paylaş