Kediler Hakkında Daha Önce Hiç Duymadığınız 10 İlginç Bilgi


Kediler hakkındaki ilginç bilgileri sizler için derledik

Kedi dostlarımız çok ilginç varlıklardır. Bu dünyaya ve insanoğluna kattıkları değer ile, dünyayı daha yaşanılabilir kılmışlardır. Bu sevimli halleri ve insana çok keyifli gelen umarsız tavırları ile, insan dünyasında bir çok şekilde kendilerine yer bulmuşlardır.

Kendi varlıklarının sıcaklığı ile insana yoldaş olurken; bir çok olay içinde ve bir çok hikayenin içinde kendilerine yer bulmuşlardır. Uzun zamandır dünya üzerinde varolan bu sevimli varlıklar, insanoğlu için dönemsel olarak, farklı durumlar içinde tanımlanmışlardır.

Kedilerin birbirinden farklı sayılabilecek çok fazla özelliği ve bu özelliklerinin yansımalarıyla birlikte ortaya çıkan bir çok değer vardır. Bu değerlerin bazı yansımalarına ve ilginç detaylara aşağıdaki yazıda yer vermeye çalıştık. Kedilerin gizemleri hiç bir zaman bitmeyecek ve bu gizemlerin yansımaları, insanoğlunu düşündürmeye devam edecek.

#1 Kedi beyni nörolojik olarak insan beynine, köpeklerden daha benzerdir

Yapılan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki, bu sevimli dostlarımızın beyninin çalışma şekli köpeklere göre bize daha yakındır. Belki de bu yüzden kedilerin asi davranışları, umursamaz halleri ve sevimlilikleri insanı kendine çekebilmektedir.

#2 Modern kedilerin en yakın atası 30 milyon yıl önce yaşamıştır

Bilim adamları bu kediye “Proailurus” ismini vermişlerdir. Yunanca da ilk kedi anlamına gelmektedir. İlk evcil hayvan gruplarından kedilerin 12 milyon yıl öncesine kadar uzandığı tahmin edilmektedir.

#3 Avrupa’nın ve Amerika’nın büyük bölümünde siyah kedinin kötü şans getirdiğine inanılmaktadır.

Batıl inançlar çok eski kökleriyle birlikte modern dünyada da kendine yer bulmaktadır. Kedilerin şanslı ve şanssız olduğu bir çok konu olduğu gibi, bu konu da insanoğlu tarafından tuhaf anlamlar yüklenen taraflarını göstermektedir. Bu garip batıl inançların yanında ise olumlu olarak; İngiltere ve Avusturalya’da ise siyah kedinin iyi şans getirdiğine inanılmaktadır.

#4 Bazı kediler 20 metrelik düşüşlerden bile canlı kurtulabilirler

Kedilerin düzeltme refleksleri sayesinde bu gibi yüksekliklerden bile canlı kurtulabildikleri görülmüştür. Gözler ve kulağın içinde bulunan denge organları ile havada nerede olduklarını tanımlayıp ayaklarının üzerine düşebilmektedirler. Bu durum için en büyük etkenlerden birisi de kuyruklarıdır. Kediler kuyrukları olmadan bu denge durumunu sağlayamazlar.

#5 Kediler sudan nefret ederler

Bunun sebebi ıslanan kürkün yeterli izolasyonu oluşturmamasıdır. Bunların yanında Türk Van kedisi, kedi türleri arasında suyu seven tek türdür. Kedilerin kürklerinin sağladığı izolasyon, çok soğuk iklimlerde bile varolmalarına olanak sağlamaktadır.

#6 Mısır Mau’su kedi türleri arasındaki en eski türdür

Tür çok eski olduğu için, türe verilen isim Eski Mısır dilinde “kedi” anlamına gelmektedir. Eski Mısırlıların kedilerle olan ilişkileri, insanoğlunun büyük medeniyet düzeyinde kurduğu ender ilişkilerden bir tanesidir. Modern kedi ailelerinin ilk türlerinden birinin, Eski Mısırca bir isim ile anıldığını görmek insanı keyiflendiriyor.

#7 Kedi gözü hem insan gözünden iyidir, hem de bir anlamıyla kötüdür

Kedilerin gözü insan gözüne oranla çok az ışıkta, geniş bir görme alanı sağlamaktadır. Bunun yanında kedi gözü renkleri daha kötü algıladığı için, insan gözünden bu anlamda daha işlevsizdir.

#8 En popüler çizgi kedi karakteri, Alice Harikalar Diyarındaki Cheshire kedisidir

Tuhaf gülüşü, görünmez olma yeteneği ve bilgece sözleri ile Cheshire kedisi ilginç bir karakterdir. Kedilerin insan dünyasındaki en eski tanımlarından biri olan, “büyülü” varlığının zaman içindeki tuhaf bir yansımasıdır.

#9 Ortalama bir kedi günün 2/3 ünü uyuyarak geçirmektedir

Kediler ilginç varlıklardır. Uyumadaki bu tavırlarını oranlarsak, 9 yaşındaki bir kedi sadece 3 yıldır uyanıktır.

#10 Cindirella nın italyanca versiyonunda, Cindirella’nın üvey annesi bir kedi olarak tasvir edilmiştir

Cindirella masalının kökleri çok eskiye uzanmaktadır. En eski versiyonları Çin’de 9. Yüzyılda görmekteyiz. Arab versiyonunda ise 11. Yüzyılda, ayakkabı gitmiş ve yerini halhala bırakmıştır.